.



okyanusmavisi

2/6/2008 - Hamilelikte cep telefonu?

Kategori: saglik

HAMİLELİKTE CEP TELEFONUNDAN UZAK DURUN

Hamilelik döneminde cep telefonu kullanan annelerin doğacak olan çocukları başta davranış bozukluğu olmak üzere çeşitli ruhsal hastalık riski taşıdığı bildiriliyor.

ABD’nin Los Angeles Üniversitesi ile Danimarkalı Aarhus tarafından yapılan geniş kapsamlı araştırma sonuçlarına göre, hamilelik esnasında kullanılan cep telefonları doğacak olan çocukta davranış bozukluklarına yol açıyor.

Yaklaşık 13 bin çocuk üzerinde yapılan araştırmada hamile bir kadının günde bir kaç kez cep telefonu eline alıp kullanması bile doğacak olacak çocuğun hiperaktivite, davranış bozuklukları, okul çağına geldiğinde duygusal karmaşa gibi bazı ruhsal hastalıklara yakalanma riskini taşıdığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda da bu yüzden çeşitli davranış bozuklukları meydana gelebiliyor.

1990 yıllarının sonunda Danimarka’da yeni doğan 13 bin 159 çocukta yapılan araştırmada, davranış bozukluğu yaşayan bebeklerin annelerinin yüzde 54’ün hamilelik sırasında cep telefonu kullandığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda görülen davranış bozukluğu ise yüzde 80’e kadar yükseldi.

Konuyla ilgili yapılan araştırmaların öncülerinden olan New York Mount Sinai Üniversitesi Profesörlerinden Sam Milham, ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada elde edilen araştırma sonuçlarının doğruluğunu savunarak Kanada da radyasyon verilen hamile farelerde yapılan benzeri bir deneyde benzer sonuçların ortaya çıktığını söyledi
1 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

2/6/2008 - Çocuk ayakkabısı nasıl olmalıdır?

Kategori: saglik

ÇOCUK AYAKKABISI NASIL OLMALIDIR?
 

İyi ayakkabı, çocuğun ayak gelişimini hızlandırmadığını ancak uygun olmayan bir ayakkabının ayak gelişimini kötü etkileyebileceğini söyleyen Sema Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç Dr. Remzi Arif Özerdemoğlu çocuk ayakkabılarının nasıl olması gerektiğini anlattı.

Yeni bir ayakkabı almaya gidecekseniz, öğleden sonra veya akşam saatlerinde almaya gidiniz. O saatlerde ayaklar biraz daha şiş olur.

Ayaklar arasında uzunluk farkı olabileceği için, her iki ayak ayrı ayrı ölçülerek ayakkabı numarası belirlenmelidir. Ayakkabının uygun olduğunu anlamak için her ikisi giydirilmeli ve dükkan içerisinde biraz yürüyerek denenmelidir.

Ayakkabı ilk giyildiğinde rahat olmalıdır. “Hele biraz giysin, nasıl olsa açılır” görüşü yanlıştır.
yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/5/2008 - Kanser Tedavilerinde Saç Neden Dökülür?

Kategori: saglik

 

Kanser tedavilerinde neden saç dökülür

 

Kanser tedavisi mutlaka saç dökülmesine neden olur mu?

Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan önemli bir kısmı saç dökülmesine neden olur, ama her ilaç dökmez. Bir hastanın tedavisinde kullanılacak ilaç saç dökmesine veya dökmemesine göre değil ilacın etkinliğine göre seçilir. Önemli olan hastayı tedavi edebilmek, enazından hastaya yararlı olabilmektir. İlaç tedavisi ile dökülen saç tedavi bitiminde tekrar çıkar, hastanın saçı eski halini alır

Kemoterapi neden saç döker?

Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için kansere karşı ilaçlar kullanan bir tedavi yöntemidir. İlaçlar kanser hücrelerine saldırarak büyümelerine engel olmak suretiyle çalışır. Ancak ne yazık ki kıl kökleri gibi aynı zamanda bedendeki normal hücreleri de etkileyebilir. Bu da “alopecia” olarak bilinen saç dökülmesine neden olur. Kanser hücrelerinden farklı olarak normal hücreler kendilerini çabuk yeniler. Dolayısıyla kemoterapi sonucunda saçlar döküldüğünde tedavinin bitiminde yeniden uzarlar.

Bütün kemoterapi ilaçları saç dökülmesine neden olur mu?

Hayır. Kimi zaman bu dökülme o kadar az olur ki fark edilmez bile. Ancak bazı insanlar, geçici olarak kısmi ya da tam kellik yaşayabilirler. Bazı kemoterapi ilaçları ise vücudun başka yerlerindeki tüylerin dökülmesine neden olur, kaşlar, kirpikler, göğüs, koltukaltı bacak ya da pübik tüyler gibi. Dökülen tüy miktarı, kullanılan ilaca, kullanılan doza ve vücudun ilaca verdiği tepkiye bağlıdır... Bazı kanser tedavileri gören kadınlar kılların azalmasını “birkaç ay boyunca bacaklardaki, kasıklardaki ya da koltukaltlarındaki kılları almamanın yarattığı keyif” olarak da yaşayabilirler. Eğer kıl dökülmesi ortaya çıkacaksa, ki bu genellikle kemoterapiye başladıktan sonraki birkaç hafta içinde ortaya çıkar, nadiren bunun ilk birkaç günde görüldüğü de olur. İlk olarak saçı tararken, yıkarken ya da sabah yastığa dökülen saçlardan fark edilir. Bazı kişilerin ise saçları sadece incelir, kurur ve kolay kırılır hale gelir. Bazı insanlarınki ise birkaç hafta boyunca saç kalmayana kadar dökülmeye devam eder. Kimi zaman saç kaybı bir iki gün içinde olur ancak bu pek te sık karşılaşılan bir durum değildir.

Kemoterapi ile dökülen saçlar yeniden çıkar mı?

Saçlar tedavinin tamamlanmasından önce bile yeniden çıkmaya başlayabilir. İlk başlarda saçlar çok ince olacaktır ama 3-6 ay arası bir sürede eski haline geri gelir. Saçın eskisinden daha dolgun ya da kıvırcık olması mümkündür, hatta rengi de bir miktar farklı olabilir. Kimi zaman bu koyu renk ve beyaz saçın bir karışımı olarak ortaya çıkar.

Işın tedavisi – Radyoterapi de saç dökülmesine neden olur mu?

Radyoterapi kanser hücrelerini yüksek enerji yüklü ışınlarla yok etmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir ve normal hücrelere mümkün olduğunca az zarar vermeye çalışır. Kemoterapiden farklı olarak radyoterapide sadece tedavinin uygulandığı bölgede tüy dökülmesi görülür. Örneğin eğer radyoterapi başa uygulanmaktaysa muhtemelen saçlarda bir miktar dökülme olacaktır. Eğer meme kanseri için tedavi yapılıyorsa ve bu koltuk altını da içeriyorsa, koltuk altı kılları dökülecektir...

Saçların dökülmesinin bu tedavi sırasında psikolojik etkisi nasıl olur?

Kadın olsun erkek olsun birçok kişi, saçlarını görünüşlerinin önemli bir parçası olarak algılar. Bazıları için saçlarının dökülmesi öfke, kızgınlık, utanç gibi duygulara neden olabilir. Tedavi süresince hastalar birçok değişiklikle baş etmek durumunda kalır, bunların üzerine bir de saçların dökülmesi son damla gibi gelebilir. Bunun yanı sıra saçların kaybı kişiye “kanser” olduğunu sürekli olarak hatırlatarak kendini zayıf, çaresiz ve “damgalanmış” gibi hissettirebilir. Eğer kaş ve kirpikler de döküldüyse bu daha da rahatsızlık verebilir. Gösterilen tepkiler tamamen normaldir ve saçların dökülmesini kabullenmek zaman alacaktır. Saçların dökülmesi bazı kişiler için “şok” edici olarak bazı kişiler içinse “beklediğim kadar kötü değil” şeklinde ifade edilebilir. “Beklediğim kadar kötü değildi” ifadesini kullanan bir kadın “saçların dökülmesi o kadar da kötü bir şey değil, farklı peruklar ve saç modelleriyle görünüşümü hergün yenileyebiliyorum, aslında daha öncekinden çok daha fazla iltifat alıyorum, hatta insanlar “saçımı nerde yaptırdığımı” bile sorabiliyor peruğum için” şeklinde duygularını bizimle paylaşmıştı. Saçların dökülmesine diğer kişilerin verdiği tepkiler de bununla baş etmeyi zorlaştırabilir. Bazen saçsız görünümden rahatsız olan ve aslında ne diyeceklerini de pek bilemeyen insanlarla biraradayken, bu konuyu önce sizin açmanızın faydası olabilir. Bu konuda kişinin rahatça konuştuğunu gördüklerinde muhtemelen daha fazla yardımcı olmaya çalışacaklardır. Saçları dökülmüş başka kişilerle de konuşulabilir ve muhtemelen kişiler birbirlerine işe yarayacak  önerilerde bulunabilirler. Kanser tedavileri nedeniyle ortak problemler yaşayan kişiler için oluşturulan destek gruplarına katılınabilir.

Bu dönemde peruk kullanmayı öneriyor musunuz?

Elbette öneriyoruz, ama bazı hastalar saçlarını iyice traş edip peruksuz dolaşmayı dahi tercih edebiliyorlar. Peruk takan kişiler her ne kadar herkesin bunu fark edeceğini varsayıyorlarsa da durum pek de böyle değildir. Günümüzde insanların saçlarının modelini ve rengini tamamen değiştirmeleri son derece normal bulunmakta hatta desteklenmektedir. İnsanlar çoğunlukla çocukları kendilerini saçsız görünce korkacak diye endişe eder, ancak çocuklar genellikle bu tür değişiklikleri yetişkinlerden daha kolay kabullenir. Gerçekte saç dökülmesinde yaşanan, algılanan şey bir “kayıp” yaşantısıdır. Bazı kanser hastaları ve yakınları kanser gibi bir hastalıkla yaşarken saç dökülmesine takılmanın bir ayrıntı, kibir olduğunu düşünebilir. Burada önemli olan nokta şudur ki; içinde yaşanan kültürün tavrı ne olursa olsun, kayıp insanları farklı şekillerde etkiler. Saçları dökülen bazı insanlar bundan rahatsız olmaz. “dazlak güzeldir” diye kafalarını kazıyabilirler. Yul Brenner “Kral ve Ben” filminden sonra bir daha hiçbir zaman saçlarını uzatmamış ve bütün kariyerini bu görünüşü üzerine kurmuştu. Bazı insanlarsa, tam tersi olarak yoğun bir kayıp hissi yaşayabilirler. Kaygılı ve depresif olabilir, kendine güvenlerini kaybedebilir ve kendilerini dünyadan gittikçe daha fazla çekebilirler. Peruk takmak gibi kelliği saklama çabaları, koşmak, yüzmek, spor yapmak ya da terleyecekleri ya da rüzgarlı yerlerde olmak gibi bazı şeylere engel olabilir. Yakın ilişkiler kurmaktan kaçınır olabilirler. Bunlar da fiziksel ve duygusal sağlıkları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu durumda saç dökülmesiyle ortaya çıkan kaybı geçiştirmeye çalışmak sadece bir “ayrıntı”, bir “kibir” midir?

Saç bakımı…

Hafif saç bakım ürünleri kullanın, bebe şampuanı gibi ve saçların ve saç derisinin kurumasını önleyen ürünler olmalarına özen gösterin.

Saçınızı yumuşakça tarayın, bebek fırçası kullanabilirsiniz, özellikle saç deriniz hassassa. Kalın taraklar kullanın.

Gece bone ya da benzeri bir şey takın. Bu kökleri gevşemiş olan saçlarınızı koruyacaktır.

Saç kurutma makinesinin fazla sıcak olmamasına özen gösterin, bu saçlarınızı kurutup kırılmalarına sebep olacaktır.

Saçınızı sıkı sıkı toplamamaya özen gösterin, bu saçlarınızı kırıp zarar verebilir.

Bigudi takıp yatmayın.

Dengesiz beslenme, stres ve alkol saçınızı kötüleştirir, dolayısıyla mümkün olduğunca iyi beslenin (bol bol meyve sebze yiyin), alkol alımınızı ve mümkünse stres yaratan durumları kontrol altına alın.

Saç derisine hafifçe masaj yapmak saç diplerindeki kan dolaşımını geliştirir.

Perma yaptırmayın, bu saçınızı daha da kurutur.

Doğal saç boyaları kullanın.

6 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/5/2008 - Güzelliğin Sırrı Makyajda Saklı

Kategori: saglik

Güzelliğin sırrı makyajda saklı

 

Her kadın güzeldir yeter ki güzelliğini kullanmayı bilsin" sözü aslında hiç de yalan değildir. Dergilerde gördüğümüz güzel yüzlü kadınların makyajsız hallerini hiç görmediniz mi? Hayır, kesinlikle sizi kandırmıyor, gerçeği söylüyoruz. Siz yeter ki doğru teknikleri kullanmayı bilin...

Güzelliğe doğru yaklaşırken ilk yapmanız gereken doğru ürünleri seçmek. Önemli olan kendinize uygun bir ürünü yine kendinize uygun bir teknikle kullanmak.

 

Fondöten:

Sizin için en uygun olan rengi bulmak için güneşe çıkıp renk tonuna dışarıda bakmanız daha uygun olur. Çünkü karanlık yerlerde fondötenin rengini anlayamayabilir koyu ya da açık bir ton alabilirsiniz.

Fondöten sürerken genelde süngerle sürülmesi tavsiye edilse de parmaklarınızı kullanarak da bu işlemi yapabilirsiniz. Böylece daha az ürün harcamış olursunuz.

Eğer fondöteniniz çok yoğunsa bir nemlendirici ile karıştırabilirsiniz.daha doğal bir görüntü sağlamak için makyaj bazı kullanabilirsiniz.

 

Pudra:

Pudra seçimi yaparken cilt renginize uydurmaya çalışmak yerine şeffaf bir pudra kullanmayı tercih edin. Cildinizin kuru görünmesini istemiyorsanız pudra kullanmamanız tavsiye edilir. Pudrayı her zaman fondöten ve kapatıcıdan sonra kullanın.

 

Allık:

Allık seçiminde göz önünde bulundurmanız gereken en önemli faktör allığın cildiniz kızardığında ya da yandığında aldığı renkten farklı olmamasıdır. Bu genelde pembe veya kırmızı tonlarıdır.

1 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/5/2008 - Gençleştirme Tedavileri

Kategori: saglik

Gençleştirme Tedavileri

 

   Yaşlanmaya bağlı deri tabakasında değişiklikler oluşur. Ciltte kollajen liflerde kapasite kaybı ve kan dolaşımında yavaşlama başlar. Ciltte ısı kaybı olur, cilt donuk görünür, yaralar geç iyileşmeye başlar. İyileşmeye çeşitli renk problemleri (Hiperpigmentasyon, Hipopigmentasyon) eşlik edebilir. Yoğun güneşlenme ve solaryum cilte yaşlanmaya bağlı olmayan kırışıklıkta meydana getirebilir. Kiyasal peeling, mezoterapi ve ışık tedavileriyle cilt gençleştirme yapılabilir.

  

   Son dönemlerde cilt gençleştirme için genelde tercih edilen yöntem ışık tedavisidir. Işık tedavisi sonucu

Cildin kolajen yapısı değişir ve kırışıklıkları görünümü azalır
Tedavi, cilt yapısını düzeltir, gözeneklerin sıkıştırır ve cilde canlılık kazandırır

 

Avantajları:

 

Yüksek hasta memnuniyeti

Az yan etki

Kısa iyileşme süresi

Sadece lazer ışının ısısı dermise ulaşmakta, hiperpigmentasyon gibi kalıcı yan etki oluşma riski yok

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/5/2008 - Lazer Epilasyon

Kategori: saglik

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

20/5/2008 - Estetik

Kategori: saglik

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

19/5/2008 - Zeka Desteği Besinler

Kategori: saglik

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

19/5/2008 - Ağız kokusunu gideren besinler

Kategori: saglik

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

15/5/2008 - NASIR VE SİĞİL NEDİR, NASIL OLUŞUR?

Kategori: saglik

1 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->





glitter graphics
Glitter Graphics

Hakkımda

CANLARIM VE BALLARIM İŞTE BENİM KIZLARIM... CANIM AŞKIMIN MEYVELERİ
glitter graphics
Glitter Graphics glitter graphics
Rose Glitter Graphics

Kategoriler


glitter graphics
Glitter Graphics

Son Yazılar

İnternetin en tehlikeli Web siteleri
Babanıza babalar günü hediyesi
cep telefonu
Hamam böceği
Windows xp
forex
Hamilelikte cep telefonu?
Çocuk ayakkabısı nasıl olmalıdır?
İnterneti kaç kişi kullanır ve internetin ticari boyutu nedir?
Türkiye Internet'e ne zamandan beri bağlıdır?
İbret 1 (Güney Asya'yı vuran sel felaketinde kıyıya vuran da
İbret (Gündy Asya'yı vuran sel felaketi fotoğrafında kıyıya
glitter graphics
Glitter Graphics

Arkadaşlarım


Kategoriler